Çağdaş yaygaraların sürüp gittiği çürütücü bir ortamdan esaslı bir çıkışla çıkmayı ve ebedi felaha doğru kararlı bir koşuyla koşmayı tam bir ciddiyetle dikkate almak için Müslümanın çekilebileceği bir köşeye ihtiyacı var elbet. Bu köşe, hiç şüphesiz, zihnî dağınıklığı izale eden toparlayıcı bir koşuya nasıl başlayabileceğimizi ve bu koşuyla kalbî kederleri ortadan kaldıran durultucu bir akışa varıp kendimizi o akışa nasıl bırakabileceğimizi – aceleye getirmeden, inceden inceye – düşünebileceğimiz bir sığınak olmalı.
Böyle bir melce arayışı içinde dikkatle bakarsak aradığımızı Yunus Emre’de kolaylıkla bulabileceğimizi görürüz. Onun mısraları arasından hangisini seçersek seçelim onda, bizi, sözünü ettiğimiz koşuya ve akışa götüren çok kuvvetli bir tenevvür buluruz. Bu tenevvürü hissetmiş bir kimse, bizim, zikrettiğimiz bu köşeyi neden Yunus Emre’de aradığımızı en kolay anlayacak kimsedir.
Kendi köşesini bulmuş bir derviş olarak Yunus Emre’nin nefesinden neşet eden nefhaların, her birimize kendi köşesini bulabilme imkânı sunduğunu göstermek istiyoruz. Şunu dipdiri bir şuurla idrak etmemiz gerekir ki Cennet Vatan köşeyi dönmüş olanların değil; kendi köşesini bulabilmiş olanların vatanıdır. Gençleri seçme sınavlarıyla yarıştırıp onları birbirine kırdırarak sürdürülen fırsatçılık içinde köşe kapmaca oyunu oynatmak Yunus Emre Köşesi’ne çekilenlerin ilk ve en kolay sakınabileceği vahamettir. Bu tabii ki bir şuur meselesidir. Yunus Emre Köşesi adını verdiğimiz bu sayfada bu şuura sımsıkı sarılarak yazacağımız yazılar bulacaksınız. Cenab-ı Hakk’tan niyazımız odur ki Yunus Emre’nin nefesiyle aklımızı hakikate; gönlümüzü sükûnete erdirsin.
