Şiirlerim

KAVUŞTURAN

    1. Gökyüreği

    Ölüm gözlerimi gözetiyor
    Kırgınlığın ıssızlığı asılı göğsünde
    Göğsünde sükûnet güneşli bir seslenişten
    Göğsü bir geçit, gökyüzünden gökyüreğine

    Gökyüreği
    Bulsun beni gökyüreği
    Gelsin bulsun beni ne varsa ruhumu ayıran
    Ruhumu balçıktan ruhumu kara sevdadan
    Ruhumu salık versin Namûs’un mabedine
    Gelsin denizlerin dingin denizlerin coşkulu
    Denizlerin yüzdüğü şiirlerde hissikablelvuku
    Denizlerin saçlarında dalgalanan ulaşılmaz ayrılık
    -Ah sevgili ulaşılmaz ayrılık-
    Denizlerin yüzdüğü tenzihe zerk olan ne varsa gelsin
    Kanadı kanlı firak
    Kan adı: Ensonocak
    Siyakı kestirilmez sibak
    Kaybetmesin beni Zünnun’u memnun eden ne varsa
    Kaybetmesin uçsuz bucaksız birleyiş
    Heceleyiş
    Geceleyiş
    Gülümseyiş
    Gökyüreği kaybetmesin beni

    ki

    Ölüm gözlerimi gözetiyor
    Tövbelerden süzülen serinlikler sürmüş yüzüne
    Yüzünde tevekkül uslu bir terk edişten
    Yüzünde enginlik secdelerden meşhedlere

    Meşhedim
    Gelsin bulsun beni meşhedim
    Gelsin ruhumu kavuşturan ne varsa sevgili ayrılıklara
    Yansımaları aynalardan ayırmaya azmettim, gelsin
    Azmettim halveti inzivadan ayırmaya, gelsin
    Hızır’ın görmek için her gün dua ettiği sâkî
    İlyas’ın içreğini dile getiren içki
    Semnûn’un sözleriyle çırpınan kuş da gelsin
    Ruhumu salık versin şafaklar gibi dalgalanan şanlı hilale
    Kaybetmesin beni yükselerek Arş’a değen ne varsa
    Kaybetmesin beni yerden göğe kadar bütünleyiş
    Gölgeleyiş
    Tazeleyiş
    Esirgeyiş
    Meşhedim kaybetmesin beni

    ki

    Ölüm gözlerimi gözetiyor
    Kadir gecelerinde aydınlanan yürekler ışıldıyor gözlerinde
    Gözlerinde süsleniş Peygamber düğününden
    Gözlerinde gülümserlik meşhedlerden secdelere

    1. Yatışma

    Harp etsek
    Kılıç kılıca mızrak mızrağa
    Yüz yüze gelsek
    Yumruk yumruğa
    Savaşsak tozu dumana katıp
    Yürek çürüten şu umutsuz zırhla
    Hafif çiselemeyle inip
    Gavur korkutan meydana
    Çıksak oradan
    Bir bayram namazı çıkışıyla
    Dünya sakalımızdan kalkan tozun
    Gebe bıraktığı dünyadır artık
    Artık okyanuslar çağıldar dizlerimizde
    Dünya sükûnetle döner
    Bizim ellerimizde

    ki

    Ölüm gözlerimi gözetiyor
    Ölüm suskun ve kararlı
    İki secde arasında
    Ay ışığında
    Zambak fısıltılarında
    Ben ölümü gözetiyorum
    Suskun ve umutlu
    Derviş Yunus’un mısraları arasında
    Koşuyorum ölüme doğru
    Etrafımda çocuklarla
    Ölüm bize koşuyor
    Azrail tam ortamızda
    İşte yalap yalap akan
    Çözdük değirmenin dilini
    İşte haz haza doludizgin
    Yarışıyoruz ölümle
    Koşuyoruz öpmeye
    Azrail’in elini

    Cibril’i elbet sever
    Atlara hayransa gönül
    Onun düşmana devrilen huylara karışır özü
    İşiten şehidin şahide fısıldadığı sözü
    Kayalar keser
    Yol eyler
    Onun ab-ı hayat sızdırır yüzü

    1. Mektup

    Ve öldüğüm gün
    Cebimden üç mektup çıkacak
    Biri savaşa
    İkincisi atlara ve kılıçlara
    Katilim!
    Sana asla yalvarmayacağım
    Asla dokunamazsın bu mektuplara
    Bilakis başımı alıp koltuğuma
    Kılıcımla seni geberteceğim
    Sonra
    Üçüncü mektupla başım takdim edip yârime
    Beni öpüp gömmesini söyleyeceğim